Arkeologlar, tarih öncesi inşaatçıların Britanya'nın simgesel yapısı Devil's Arrows'u inşa etmek için en az 18 km uzaklıktan 25 tonluk taşları taşıdığını yeni bir çalışmada bildirdi. İngiltere'nin kuzeyindeki Boroughbridge yakınlarındaki yapı, 7 metreye ulaşan boyuyla Britanya'da tarih öncesinden günümüze ulaşan en yüksek taş sırası.
Önceki araştırmalar, yapının Geç Neolitik Çağ veya Erken Tunç Çağı'nda, muhtemelen MÖ 2000 civarında inşa edildiğini ve taş levhaların yakındaki Plumpton Rocks'tan alındığını göstermişti. Son çalışma bu teoriye meydan okuyor. Proceedings of the Royal Society A'de yayımlanan çalışmanın yazarlarından Anthony Clarke, "Araştırmamız, bu taşların erişilebilir en yakın .
Bu taşlar, 18 km uzaklıktaki zorlu bir araziden kasten seçilmiş. Jeokimyacı Dr. Clarke, "Devil's Arrows'a daha yakın olan Plumpton Rocks, daha önce taşların muhtemel kaynağı olarak belirlenmişti" diyor. Bulgularımız bunun yerine Brimham Rocks'ı işaret ediyor ve tarih öncesi inşaatçıların bu devasa taşları düşünülenden çok daha uzağa taşıdığını gösteriyor.
Araştırmacılar, devasa taşların kaynağının inşaatçılar için muhtemelen özel bir anlam taşıdığını söylüyor. York Üniversitesi'nden çalışmanın bir diğer yazarı Jim Leary, "Sonuçlar, antik toplulukların taşlarının nereden geldiğine dair kasıtlı ve anlamlı seçimler yaptığını gösteriyor" diyor.
Bu durum, manzaranın ve ortak inanç sistemlerinin öneminin yanı sıra bu büyüklükteki taşları taşıyıp dikmek için harcanan olağanüstü çabayı vurguluyor. Çalışma kapsamında araştırmacılar, taşlara herhangi bir zarar vermeden küçük mineral tanelerini toplamak için yapışkan bant kullandı.
Tanelerin yaşlarını gösteren "parmak izlerini" inceleyerek taşları Brimham Rocks kökenli olduğunu belirlemeyi başardılar. Boroughbridge'in batı eteklerindeki Devil's Arrows (Proceedings of the Royal Society A 2026) Son bulgular, taşların bu konuma buzul hareketi gibi doğal bir süreç sonucunda geldiği ihtimalini eliyor.
Araştırmacılara göre bu, tarih öncesi Britanyalıların lojistik kolaylık sağlayan yerlerden ziyade kendileri için özel veya sembolik anlam taşıyan bölgelerdeki megalitik taşları seçmiş olabileceğini gösteriyor. Dr. Clarke, "Her bir taşın ağırlığı 25 tondan fazla olduğundan, bunların taşınması inanılmaz bir planlama, koordinasyon ve mühendislik becerisi gerektirmiş olmalı" ifadelerini kullanıyor.
Araştırmacılar, kökeni bilinmeyen diğer dikili taşlarda da bu yöntemi uygulayarak . Dr. Clarke, "Bu sonraki adımlar, taşların ne zaman taşındığını ve bu olağanüstü anıtların nasıl inşa edildiğini daha iyi anlamamızı sağlayabilir" diyor. *İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir.
Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç çeviriArkeolojiAvrupaBİRLEŞİK KRALLIKTarih öncesi Britanyalılar, muhtemelen lojistik kolaylık sunan bölgeler yerine kendileri için kişisel bir anlam taşıyan